Dolar
Euro
Altın
BİST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
İstanbul
°C
°C
°C
°C
°C

TCMB Başkanı Karahan: 2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz

TCMB Başkanı Karahan: 2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz
12 Şubat 2026 11:18
36
A+
A-

12.02.2026- TCMB Başkanı Fatih Karahan, “2026 yıl sonunda enflasyonun yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

TCMB Başkanı Karahan, “Enflasyon ara hedefimizi, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik.” dedi.

“Bunlardan ilki, küresel korumacılık eğilimi ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, emtia fiyatlarının öncülüğünde artan ithalat fiyatlarının enflasyon üzerindeki yansımaları. Bir diğeri ise kuraklık ve don hadiselerinin hem arz hem de beklenti kanalından gıda enflasyonu üzerindeki etkileri oldu. Üçüncü olarak, mevcut verilerle tahmin ettiğimiz çıktı açığı daha sınırlı bir dezenflasyonist etkiye işaret etti. Dördüncü unsur yönetilen/yönlendirilen fiyatların ilgili varsayımlarımızdan yüksek gelmesiyken, son olarak enflasyonun ana eğilimi ve ataletindeki öngörülenden yavaş seyir, 2025 yılında enflasyonun ara hedeften sapmasında kısmen etkili oldu.
Detaylar için ilgili kutu çalışmamızı inceleyebilirsiniz.”

Karahan, küresel büyüme görünümünün belirsizliklere rağmen dirençli bir seyir izlemeye devam ettiğini, bu nedenle dış talebe ilişkin varsayımlarını bir miktar yukarı güncellediklerini belirtti.

İkinci güncellemelerinin petrol fiyatlarıyla ilgili olduğunu vurgulayan Karahan, OPEC ülkelerinin üretim seviyesi ile küresel büyüme ve para politikaları görünümünün birlikte değerlendirildiğinde jeopolitik belirsizliklerin azalmasıyla petrol fiyatlarının görece zayıf bir seyir izleyeceğini öngördüklerini söyledi.

Karahan, diğer yandan endüstriyel metal fiyatlarındaki artışların enerji dışı emtia fiyatlarını yukarı yönlü etkilediğini bildirdi.

Bu kapsamda, ithalat fiyatlarına dair varsayımlarını yükselttiklerini aktaran Karahan, “Bunlara ek olarak, son dönemde yurt genelinde etkili olan yağışlar kuraklık kaynaklı riskleri sınırlarken, ramazan ayı ve arz şoklarının da etkisiyle gıda fiyatlarında gözlenen artışın geçici olabileceğini değerlendirerek gıda fiyatları varsayımımızda yukarı yönlü sınırlı bir güncelleme yaptık. Tahminlerimizi oluştururken, her zamanki gibi para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceği ve ekonomi politikalarındaki eşgüdümün devam edeceği bir görünümü esas aldık.” dedi.

“2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz”

Orta vadeli enflasyon tahminlerini de açıklayan Karahan, şunları kaydetti:

“2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik. Enflasyonun 2028 yılında yüzde 8’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz. 2026 yılı tahmin aralığının güncellenmesinde, belli başlı risklerin belirginleşmesi ve varsayım revizyonlarımızın yanı sıra TÜFE hesaplama yönteminde yapılan değişiklikler kapsamında hizmet grubunun sepet içindeki payının artması da rol oynadı.”

Karahan, dezenflasyon sürecinde ara hedeflere ulaşmak için sıkı para politikası duruşunu sürdüreceklerini vurguladı.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürecekleri temkinli sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğini kaydeden Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Parasal aktarım mekanizmasını destekleyen makroihtiyati politikalar da bu sürece katkı verecek. Bu kapsamda, attığımız adımlar ve aldığımız önlemlerle yurt içi talebin dezenflasyonist seviyelerde seyretmesi, sürecin temel taşlarından olmaya devam edecek. Beklentilerin iyileşme eğilimini sürdürmesi ve hizmet enflasyonundaki ataletin kırılarak düşüşün devamı, enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye önümüzdeki dönemde de destek verecek. Orta Vadeli Programda öngörülen makroekonomik çerçevenin de bu sürece anlamlı bir katkı sağlayacağını öngörüyoruz. Sonuç olarak, para politikasındaki sıkı duruşumuzu, fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu süreçte politika faizini, ara hedeflerle uyumlu biçimde, dezenflasyonun gerektirdiği parasal sıkılığı sağlayacak şekilde belirlemeye devam edeceğiz. Bunu yaparken de her zamanki gibi, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulunduracağız. Bir başka ifadeyle, politika faizine ilişkin atılacak adımları ve bunların büyüklüğünü, toplantı bazlı bir yaklaşımla, enflasyon görünümünü temel alarak ve ihtiyatlı bir şekilde belirlemeyi sürdüreceğiz. “

Karahan, enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda ise para politikası duruşunu sıkılaştırmaya hazır olduklarını aktardı.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul niteliğinde olduğunu kaydeden Karahan, “Bu bağlamda, enflasyonu belirlediğimiz ara hedeflerle uyumlu olacak şekilde düşürmek için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

Talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde seyrettiği dönemde, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının iyileşmesine kritik önem atfettiklerini ifade eden Karahan, bu çerçevede, fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda, enflasyonda geçen yıl katedilen mesafeyi önemsediklerini söyledi.

Karahan, enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli bulduklarını vurguladı.

Hem yurt içi hem de küresel dinamiklerin, enflasyonun seyri açısından, gelişmelere bağlı olarak farklılaşabilen etkiler ve riskler taşıdığını aktaran Karahan, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Veri odaklı bir yaklaşımla sürdürmekte olduğumuz ihtiyatlı para politikası duruşumuzun önemini ortaya koyuyor. Dolayısıyla sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek amacıyla, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya hazır olduğumuzu, vurgulamak isterim.”

“Ticari belirsizlikler bu rapor döneminde de azalış eğilimini korudu”

Karahan, dış ticarette korumacılık politikalarına bağlı olarak geçen yıl tırmanan belirsizliklerin varlığını koruduğunu ve dalgalanmalar gösterdiğini belirterek, “Bununla birlikte, ticari belirsizlikler bu Rapor döneminde de azalış eğilimini korudu.” dedi.

Ticaret gerilimlerinin kademeli olarak yatışmasıyla birlikte, küresel büyüme öngörülerinin de toparlandığına şahit olduklarını aktaran Karahan, Türkiye’nin dış talebi için gösterge niteliği taşıyan İhracat Ağırlıklı Küresel Büyüme Endeksi’nin de benzer bir toparlanmaya işaret ettiğini dile getirdi.

Karahan, tarife adımlarının gündemde olmadığı 2024 son çeyreğine kıyasla daha yavaş bir büyüme patikasında ilerlediklerini, son dönemde artan jeopolitik risklerin küresel belirsizliği yukarı yönlü etkilediğini ifade etti.

Bu durumun küresel finansal piyasaları ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığından büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu aktaran Karahan, halihazırdaki korumacılık eğiliminin dış ticaret ile büyüme arasındaki bağlantıyı zayıflatmış olabileceğini dikkate aldıklarını kaydetti.

Karahan, son dönemde gözlenen görece toparlanmaya rağmen, küresel büyüme görünümü üzerindeki risklerin aşağı yönde ağırlık kazandığını değerlendirdiklerine işaret ederek, şöyle devam etti:

“Bu ortamda, güvenli finansal varlık arayışının değerli metal fiyatlarına, sektörel tarife oranlarındaki yükselişin de endüstriyel metal fiyatlarına yukarı yönlü etkilerini izlemeye devam ettik. Nitekim enerji dışı emtia fiyatları, son dönemde gözlenen oynaklığa rağmen artış eğilimini korudu. Enerji fiyatlarında da, jeopolitik riskler nedeniyle oynaklığın arttığını görüyoruz. Söz konusu küresel faktörlerin de etkilediği enflasyonun seyri ülkeler arasında farklılaşırken, bu durum para politikalarına da yansıyor. Faiz indirimlerine devam eden merkez bankaları olduğu gibi, süreci tamamlayanlar ve az sayıda da olsa artırım sürecine girenler de bulunuyor.”

Karahan, gelişmiş ülke para politikalarının ise geniş etkileri nedeniyle yakınen takip edildiğini belirterek, “Fed’in 2026 yılında faiz indirimlerine devam etmesi beklenirken, indirimlerin büyüklüğü ve zamanlaması belirsizliğini koruyor.” dedi.

Diğer taraftan Japonya Merkez Bankası’nın daha sıkı bir para politikası izleyeceğinin fiyatlandığına dikkati çeken Karahan, söz konusu politikaların, küresel finansal koşulları her iki yönde de etkilemesi mümkün olduğunu, küresel risk iştahında ve portföy akımlarında dalgalanmalara neden olabileceğinden izlenmesi gerektiğini anlattı.

“Dördüncü çeyrekte, yurt içi talep ılımlı seviyelerde oldu”

Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam etmekte olduğunu aktaran Karahan, “Nitekim 2025 yılının ilk üç çeyreğinde 2023 yılına kıyasla, tüketimin büyümeye katkısının belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise arttığını görüyoruz.” diye konuştu.

Karahan, 2025 yılındaki küresel ticaret belirsizliklerinin etkisiyle bu dönemde net ihracatın katkısının negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli olduğunu belirtti.

Yılın son çeyreğine dair göstergelere yönelik konuşan Karahan, şu ifadeleri kullandı:

“Sanayi üretimi, son çeyrekte yatay bir seyir izledi. Hizmet üretim endeksi de ikinci çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte sürdürdü. İmalat sanayi kapasite kullanım oranına baktığımızda ise son çeyrek ve ocak ayında sınırlı artışlar olmakla birlikte tarihsel ortalamanın altındaki seyrin halen devam ettiğini görüyoruz. İşgücü piyasasına geçecek olursak, manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz. Öte yandan, geniş tanımlı göstergeler, son iki çeyrektir düşüş kaydetmekle birlikte yüksek seviyesini koruyor. Talep koşullarını değerlendirmek için satış ve tüketim göstergelerini düzenli şekilde takip ediyoruz. Göstergeler dördüncü çeyrekte, yurt içi talebin bir miktar toparlanmakla birlikte halen ılımlı seviyelerde olduğuna işaret ediyor.”

Karahan, perakende satışların, çeyreklik bazda önceki çeyreğin bir miktar üzerinde artış kaydettiğini, altın hariç tutulduğunda satışların daha ılımlı seyrettiğini söyledi.

Hem perakende satış hacmine hem de hanehalkı nihai tüketimi içinde mallara yapılan harcamalara, trendden arındırıp baktıklarını dile getiren Karahan, sıkılaştırma sonrasında mal tüketiminin, trendinin altına gerilediğine işaret etti.

Karahan, perakende satışların aşağı yönlü hareket ettiğini, altın hariç bakıldığında bu görünümün daha belirgin olduğunu bildirdi.

Talep bağlamında dikkate aldıkları bir diğer göstergenin kartla yapılan harcamalar olduğunu ifade eden Karahan “Kart harcamalarını, ödeme tercihlerindeki dönüşümü baz alarak kart kullanım eğilimine göre düzeltiyoruz. Özel tüketimin seyriyle daha uyumlu olması açısından bu düzeltilmiş verilere odaklanmayı anlamlı buluyoruz. Buna göre, kart harcamalarının son çeyrekte bir miktar arttığını görüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

“Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti”

Karahan, İktisadi Yönelim Anketi verilerine bakıldığında 2025 yılının son çeyreğinde imalat sanayi firmalarının kayıtlı siparişlerinin bir miktar arttığını ancak göstergelerin geçmiş dönem ortalamasına yakın olduğunu bildirdi.

Ocak ayı verilerinin de iç piyasa siparişlerinde artışın hız kesmekle birlikte sürdüğüne işaret ettiğini belirten Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu noktada, talebe ilişkin verilere bir bütün olarak bakmak önem taşıyor. Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, önceki Rapor dönemine kıyasla bir miktar yukarı kaymakla birlikte, son çeyrekte halen negatif düzeye işaret ediyor. Bir başka ifadeyle, talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü değerlendiriyoruz. 2026 yılında da dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz. Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti. Bu dönemde cari açığın milli gelire oranı ise ikinci çeyrekteki yüzde 1,3 olan seviyesini korudu. Oranın, son çeyrekte sınırlı ölçüde artsa da yılı uzun dönem ortalamalarının oldukça altında kapattığını tahmin ediyoruz. 2026 yılında, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte cari denge üzerinde, altın ve enerji fiyatları ile ticaret belirsizlikler kaynaklı riskler canlılığını koruyor.”

Karahan, 2024 haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Bir önceki rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi.” bilgisini verdi.

Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinin de düşüş sergilediğini ifade eden Karahan, tahmin aralıkları bazında değerlendirildiğinde, enflasyonun kasım ve aralık aylarında bir önceki Rapor’da sunulan aralığın alt bandında gerçekleştiğini kaydetti.

Karahan, bu dönemde dağılım bazlı ana eğilim göstergelerinde de iyileşmelere şahit olduklarını, ocak ayında ise aralığın üst bandına yaklaşan bir enflasyon gördüklerini ifade etti.

Ocak ayındaki bu gelişmede, gıda fiyatları kaynaklı etkilerin ön planda olduğuna işaret eden Karahan, gıda dışı enflasyondaki kademeli yavaşlama eğilimi sürerken, gıda enflasyonunun özellikle son altı aylık dönemde oldukça oynak bir seyir izlediğini söyledi.

Karahan, gıda fiyatlarının, hava koşullarına bağlı olarak arz yönlü gelişmelerden önemli ölçüde etkilendiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ocak döneminde de bu anlamda özellikle sebze fiyatlarındaki gelişmeler öne çıktı. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava koşulları sonucunda belirgin biçimde yükseldi. Bu gelişmenin şubat ayına sarkan etkileri de olacak. Ancak, ikinci çeyrekte arz koşullarındaki normalleşmeyle birlikte, bu etkilerin belli ölçüde tersine dönmesini bekliyoruz. Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini anlayabilmek amacıyla ana eğilim göstergelerine baktığımızda ise ocak ayında döneme özgü unsurlarla bir artış görüyoruz. Ocak aylarında zamana bağlı fiyat belirleme ve geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi yüksek hizmet kalemleri etkili oluyor. Ayrıca, ücret, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının yansımaları da görülüyor. “

“2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu”

Karahan, öne çıkan ana eğilim göstergelerinden olan medyan enflasyonun ılımlı seyrini sürdürdüğünü, ana eğilimin ocak ayında bir önceki Raporda öngörülenden yüksek seyrettiğini belirtti.

Diğer taraftan, tasarım gereği daha uzun vadeye yönelik olan trend enflasyon göstergesinde de yukarı yönlü bir hareket gördüklerini aktaran Karahan, “Bu gelişmeler, sıkı duruşumuzu kararlılıkla korumamız gerektiğine işaret ediyor.” dedi.

Karahan, ana eğilimin önemli bir bileşeni olan hizmet enflasyonu üzerinde durmak istediklerini ifade ederek şu açıklamaları yaptı:

“2025 yılında da hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu. Daha önceki konuşmalarımda da belirttiğim gibi; deprem, demografik unsurlar ve geçmişe endeksleme gibi etkenler, kira enflasyonunda ciddi bir atalete sebep oldu. Benzer şekilde, eğitim ücretlerinde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü belirgin. Bununla birlikte, 2025 yılında her iki kalemde de kaydadeğer enflasyon düşüşleri yaşandığının altını çizmek gerekir. Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin kırılmaya başladığını haber veriyor.”

Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde, tüketici enflasyonuna çok daha yakınsamış bir resmin göze çarptığını dile getiren Karahan, kira tarafında gerek mevsim etkilerinden arındırılmış veriler gerekse Perakende Ödeme Sistemi verileri gibi kiralara yönelik öncü göstergelerin ana eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ettiğini söyledi.

Karahan, aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlamanın söz konusu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor. Eğitim tarafında ise fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Nitekim bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Örneğin, düzenleme 2025 yılında yürürlükte olsaydı şeklinde bir karşıolgusal analize baktığımızda, eğitim enflasyonunun 16 puan civarında aşağıda olabileceği sonucuna ulaşıyoruz. Bu bakımdan, düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyon için belli bir alan olduğunu gösteriyor.”

Temel mallara bakıldığında ise döviz kuru kanalının etkisi ile zayıflamış bir enflasyonun söz konusu olduğunu aktaran Karahan, ocak ayında, işgücü maliyetleri ve kısmen kur gelişmelerine bağlı olarak bir miktar yukarı yönlü seyir gözlense de temel mallarda enflasyonun görece ılımlı olduğunu söyledi.

Karahan, enflasyon beklentilerinde ise sektörler genelinde önceki dönemlere kıyasla iyileşme eğiliminin sürdüğünü, özellikle reel sektör beklentilerindeki iyileşmenin fiyatlama davranışlarıyla da ilgisi nedeniyle önemli olduğunu ifade etti.

Piyasa katılımcılarının farklı vadelere ilişkin beklentilerilerindeki gerilemenin açıkça görüldüğünü belirten Karahan, “Buna karşın, beklentilerin enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyretmesi, dezenflasyon süreci açısından risklerin canlı olduğunu gösteriyor. Bu görünüm de para politikasındaki sıkı duruşumuzu korumayı gerekli kılan unsurlardan biri.” diye konuştu.

Konuşmasının para politikası kararlarıyla ilgili kısmında aralık ayında politika faizinin yüzde 39,5’ten yüzde 38’e indirildiğini anımsatan Karahan, ocak ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında ise son çeyreğe ilişkin talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü değerlendirdiklerini belirtti.

Karahan, ocak ayında öncü verilerin ana eğilimde sınırlı bir artış olduğuna, aylık enflasyonun gıda öncülüğünde arttığına işaret ettiğini söyledi.

Geçici ya da para politikası etki alanı dışında kalan unsurları da beklentiler kanalından ikincil etkiler anlamında dikkate aldıklarını dile getiren Karahan, “Bu kapsamda, ocak ayında adım büyüklüğünü gözden geçirdik ve politika faizini 100 baz puanlık sınırlı bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdik. Dolayısıyla, dezenflasyon sürecinin hedeflerle uyumlu şekilde devamını sağlamak için sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Karahan, bu süreçte parasal aktarım mekanizmasını makro ihtiyati adımlarla desteklemeye ve etkin bir likidite yönetimi uygulamaya da devam ettiklerini ifade ederek, makro ihtiyati tedbirler kapsamında TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri uygulamayı sürdürdüklerini kaydetti.

TCMB Başkanı Karahan, bu hedeflerde, dönemsel gelişmelere bağlı olarak güncellemeler yapabildiklerini vurguladı.

Bunun yanı sıra kredi büyüme sınırları aracılığıyla kredi büyümesindeki dalgalanmaları sınırlandırdıklarını ve kredilerde TL ağırlığını koruduklarını belirten Karahan, “Etkin likidite yönetimiyle de parasal aktarımı güçlü tutuyoruz. Son dönemde, piyasada fazla likidite koşulları devam etmekte. Bu likiditeyi ağırlıklı olarak gecelik ve haftalık vadede depo alım ihaleleri ile sterilize ediyoruz. ” şeklinde konuştu.

“Yıl içinde kademeli alımlarımızla APİ portföyünü desteklemeye devam edeceğiz”

Karahan, Türk lirası likidite yönetiminde operasyonel esnekliğin korunabilmesi için APİ portföy büyüklüğünün desteklenmesinin önem arz ettiğini ifade etti.

Böylece 3 yıllık dönemde portföyün yüzde 68’lik bölümünün itfa olacağını bildiren Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bağlamda, sene başından itibaren doğrudan alımlara başladık ve APİ portföyünü 262 milyar TL’den 311 milyar TL’ye yükselttik. Yıl içinde kademeli alımlarımızla APİ portföyünü desteklemeye devam edeceğiz. Son verilere göre, basit faiz olarak, mevduat, ticari kredi ve ihtiyaç kredisi faizleri sırasıyla yüzde 37,3, yüzde 38,5 ve yüzde 48,2 düzeyinde. Bu veriler, politika faizi adımlarımızın, mevduat ve kredi fiyatlamalarına önemli ölçüde yansıdığını gösteriyor. Nitekim haziran ayının son haftasıyla kıyaslandığında, 30 Ocak haftasında mevduat faizleri 9,2 puan, ticari kredi faizleri ise 8 puan geriledi.

İhtiyaç kredilerinde ise risk primi ve makro ihtiyati çerçeve nedeniyle, yansımalar daha kademeli seyretmekte. Kompozisyon açısından baktığımızda, 2025 yılının ilk aylarında yabancı para (YP) ticari kredilere yönelik attığımız adımlar sonrasında kredi kompozisyonu belirgin şekilde Türk lirası lehine iyileşti. YP kredideki sıkılaşma adımlarından sonra ılımlı bir patikada ilerleyen toplam kredi büyümesi aralık ayında hızlanarak ocak sonunda yüzde 32’ye yükseldi. Bu artışa, hem ticari krediler hem de bireysel krediler katkı verdi. Ticari kredilerde yıl sonuna özgü dönemsel etkiler öne çıktı. Bu kapsamda TL kredi büyümesi kasım ayı sonundaki yüzde 41 seviyesini ocak sonu itibarıyla korurken, aynı dönemde YP kredi büyümesi yüzde 7’den yüzde 12’ye yükseldi.”

“Kredi büyümesini dezenflasyon süreciyle uyumlu tutmak ve parasal aktarımı güçlendirmek amacıyla ilave adımlar atıldı”

Karahan, bireysel kredilerde ise teminatsız krediler kaynaklı süregelen yüksek seyre ilaveten, yıl sonu kampanyalarının da etkisiyle ihtiyaç kredileri öncülüğünde bir hızlanma gözlemlediklerini vurguladı.

Bu gelişmeler ışığında, kredi büyümesini dezenflasyon süreciyle uyumlu tutmak ve parasal aktarımı güçlendirmek amacıyla son dönemde ilave adımlar attıklarını bildiren Karahan, “Bireysel kredili mevduat hesap limitlerine sekiz haftalık yüzde 2 büyüme sınırı getirirken, yabancı para kredilerdeki sınırı yüzde 1’den yüzde 0,5’e düşürdük. Mevduat tarafına baktığımızda ise TL mevduat payının yaklaşık yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seyrettiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Karahan, yatırım fonlarını da dahil ettiklerinde görünümün değişmediğini aktardı.

Bununla birlikte, altın fiyatlarında son dönemdeki gibi bir yükseliş yaşandığında TL mevduat payında düşüşler gözlenebildiğini dile getiren Karahan, şunları kaydetti:

“Altın fiyatlarındaki hızlı yükselişin etkisini, yabancı para mevduat gelişmelerinde de izliyoruz. Bildiğiniz gibi Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarından (KKM) çıkış sürecinde yabancı para mevduatta bir miktar artış öngörüyorduk. Bununla birlikte, 2025’teki artışın temel belirleyicisinin, altın fiyat hareketleri ve bunu takiben euro/ABD doları paritesindeki yükseliş olduğu görülüyor. Nitekim altının ons fiyatı 2024 yıl sonundan itibaren yüzde 97 artarken avro ABD doları paritesi ise yüzde 15 yükseldi. Böylece, 2024 yıl sonuna göre YP mevduat bakiyesi 79 milyar dolar artarak 267 milyar dolara ulaşırken, parite ve fiyat etkisinden arındırıldığında artışın 21 milyar dolar düzeyinde kaldığını hesaplıyoruz.”

“İyileşen enflasyon görünümü ve artan yatırımcı ilgisi ile tahvil faizleri tüm vadelerde aşağıya geldi”

Karahan, 2025 şubat ayında tüzel kişiler ve ağustos ayında da gerçek kişiler için KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını sonlandırdıklarını anımsattı.

Gelinen noktada 2023 Ağustos’ta 140 milyar doların üzerine çıkan KKM bakiyesinin 0,1 milyar doların altına gerilediğini bildiren Karahan, şunları kaydetti:

“Tahvil piyasalarına dönecek olursak, eylül-ekim döneminde enflasyon görünümündeki bozulmanın da etkisi ile faizlerde yükseliş görmüştük. Son Enflasyon Raporu akabindeki dönemde ise iyileşen enflasyon görünümü ve artan yatırımcı ilgisi ile tahvil faizleri tüm vadelerde aşağıya geldi. Dezenflasyon süreciyle birlikte önümüzdeki dönemde tahvil piyasasındaki bu performansın sürmesini bekliyoruz. Sermaye girişlerine baktığımızda da Türkiye’ye yönelik sermaye akımlarının ocak ayı ile birlikte diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla güç kazandığını görüyoruz. Bu çerçevede, rezervlerdeki olumlu görünüm de devam ediyor. Bir önceki Rapor döneminden bu yana baktığımızda, brüt rezervler 31 Ekim tarihindeki 184 milyar dolar seviyesinden 24 milyar dolar artışla, 6 Şubat’ta 208 milyar dolar seviyesine ulaştı. Swap hariç net rezervler ise bu dönemde 25 milyar dolar artışla 78 milyar dolara yükseldi.”

Karahan, söz konusu dönemde, altın fiyatlarındaki yükselişin, güçlü altın pozisyonlarının etkisiyle brüt rezervlere 22 milyar dolar, swap hariç net rezervlere ise 16 milyar dolar katkı sağladığını bildirdi.

Önceki rapor dönemine kıyasla, piyasalardaki risk ve oynaklık göstergelerinde de iyileşme kaydedildiğini aktaran Karahan, “Enflasyon düştükçe ve enflasyona dair belirsizlikler azaldıkça risk göstergelerindeki olumlu seyrin devam edeceğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

Karahan, Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda soruları yanıtladı

Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu’nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi’ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, Başkan Yardımcıları Hatice Karahan, Osman Cevdet Akçay, Fatma Özkul ve Gazi İshak Kara ile soruları yanıtladı.

Bu yıla dair daha önce yüzde 15 ile yüzde 19 aralığında açıklanan enflasyon tahmin aralığının, yüzde 15 ile yüzde 21 olarak güncellenmesine değinen Karahan, ocak enflasyonunun beklentinin bir miktar üzerinde geldiğini, piyasa beklentilerinin şubatta da yine bir miktar yüksek gelmesi yönünde olduğunu söyledi.

Karahan, bu yıla ilişkin hedefi değiştirmediklerinin altını çizerek, şöyle konuştu:

“Zaten daha önce hedefe sadık kalacağımızı söylemiştik. Burada tahmin aralığını bir miktar risklerin belirginleşmesiyle yukarı yönlü güncelledik. Bunda birkaç unsur çıktı. Bir tanesi zaten 1 puan civarında olduğunu bunu hesaplayarak söylemiştik, Eurostat uyumu kapsamında TÜFE hesaplamasında yapılan teknik güncelleme. Burada hizmetin sepet içindeki payının artmasının 1 puana yakın etkisi var. Bir diğeri de varsayımlarımızdaki güncellemeler. Burada daha çok enerji dışı emtia fiyatlarındaki artış ve bunun enflasyon üzerindeki etkileri. Bir diğer unsur gıda fiyatlarında yaptığımız güncelleme. Burada gıdanın direkt etkisi doğrudan sınırlı olabiliyor ama oynaklık olduğunda beklentileri etkileyebildiği için bir miktar dolaylı etkileri de söz konusu. Son olarak dış talepte toparlanma. İç talebin dengede ve enflasyon hedeflerimizle uyumlu gideceğini öngörüyoruz. Ama çıktı açığının önceki projeksiyonlarımızın bir miktar üzerinde kalması sebebiyle enflasyon üzerinde yukarı yönlü riskler olduğunu göz önünde bulundurduk.”

“Dezenflasyonla birlikte kira ve hizmet fiyatları düşmeye devam edecek”

Fatih Karahan, enflasyona ilişkin öne çıkacak unsurlardan bahsederek, “Bu yıl en öne çıkacak unsur, geçen sene de aslında öyle oldu, hizmet enflasyonundaki düşüş. Burada özellikle kira öncülüğünde bir düşüş öngörüyoruz.” dedi.

Bu beklentilerinin temelini geçen yılın verilerinin oluşturduğunu anlatan Karahan, şu açıklamalarda bulundu:

“Geçen sene baktığımızda ocakta mevsimsellikten arındırılmış kira enflasyonu yüzde 6 seviyesinde. Yani geçen seneye başlarken yüzde 6’lık bir kira ana eğilimiyle başlıyoruz. Aralık ayında yüzde 3,2 olarak gerçekleşiyor, neredeyse yarı yarıya düşüyor. Ocakta da düşmeye devam ediyor yüzde 2,8. Burada piyasada arz talep dengesinin bir miktar daha yerine geldiğini ve fiyatlama davranışlarının düzeldiğini düşünüyoruz. Bu kırılma devam edecek önümüzdeki dönemde. Kira enflasyonunun yıl sonunda yüzde 30 civarına düşebileceğini öngörüyoruz.”

Karahan, bir diğer önemli kalemin hizmet enflasyonunu yüksek seviyede tutan eğitim enflasyonu olduğuna işaret ederek, “Burada da aralık ayı itibarıyla yüzde 66’lık bir enflasyon söz konusuydu. Yani manşet enflasyonun iki katından daha fazla. Burada bildiğiniz gibi bir düzenlemede değişikliğe gidildi. Bu, geçmişe endeksleme davranışını azaltacak bir değişiklik. Özetle bu düzenleme kaynaklı önümüzdeki dönemde eğitim dezenflasyonunda ciddi bir alan olduğunu değerlendiriyoruz.” diye konuştu.

Kira ve eğitim kalemleri dışındaki hizmet enflasyonunun manşetin bir miktar üzerinde ancak daha olumlu seyrettiğini dile getiren Karahan, “Dolayısıyla dezenflasyonla birlikte orası düşmeye devam edecek. Kira ve eğitimde bir özel durum söz konusu. O yüzden onu vurgulamak istedim.” ifadelerini kullandı.

“Dezenflasyon için her kalemde ciddi bir alan var”

TCMB Başkanı Karahan, enflasyonu etkileyen unsurlardan gıdanın dönem dönem çok önemli bir kalem olarak öne çıktığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Burada ocak ve şubat ayları bittiğinde en kötüsünün geride kalacağını değerlendiriyoruz. Burada sebze öncülüğünde arz koşulları kaynaklı bir artış oldu. Bir de her sene yaşadığınız ramazan etkisi var. Hem ramazan ayında hem de bir önceki ayda gıda fiyatlarında et öncülüğünde bir miktar da bakliyat öncülüğünde artış yaşıyoruz. Bu yıl da o artışı görüyoruz. Şubat ayında da bunu göreceğiz gibi gözüküyor. Ama önümüzdeki döneme baktığımızda iklim koşulları açısından özellikle yağış miktarına baktığımızda daha destekleyici bir görünüm söz konusu. Bunun önümüzdeki dönemde çok daha makul bir gıda enflasyonuna sebep olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla buradan da dezenflasyona destek gelecek.”

Enerji sektöründe sübvansiyonların devam ettiğini, burada enflasyonla uyumlu bir görünümün söz konusu olduğunu, temel mal enflasyonunun yüzde 17 gibi düşük bir seviyede seyrettiğini, sürdürülecek sıkı finansal koşullar neticesinde bu oranın daha da gerileyeceğini anlatan Karahan, “Dolayısıyla dezenflasyon için her kalemde ciddi bir alan olduğunu değerlendiriyoruz.” dedi.

“Tahminlerimize ulaşmak için gereken neyse kararlılıkla yapacağız”

Fatih Karahan, makro tarafta birkaç unsurun ön plana çıktığını, petrol fiyatlarında jeopolitik gerilimlerin azalması ve ABD’nin seçim yılında olması nedeniyle bir miktar gerileme beklediklerini, buradan da dezenflasyona makro anlamda katkı geleceğini belirtti.

Diğer iki unsurdan bir tanesinin “beklentiler” olduğunu dile getiren Karahan, şöyle devam etti:

“Burada en başından beri 3 grup içinde en çok firma tarafını vurguluyoruz. Çünkü fiyat yapıcı. Her kesimin beklentisi önemli elbette ama firma tarafı da oldukça önemli. Çünkü fiyat koyucu onlar. Burada geçen sene iyi bir iyileşme gördük, 12,8 puanlık bir düşüş gördük. Bunun devamını öngörüyoruz. Buradan da dezenflasyona destek gelecek. Son olarak belki yeteri kadar konuşulmuyor ama konuşulması gerektiğini düşünüyoruz, artan eş güdüm. Buradan kastım özellikle bütçe dengesine baktığımızda ilk 1-2 sene yüksek bütçe açığı verilen dönemlerdi. Ama geçtiğimiz sene sınırlı da olsa bir faiz dışı fazla verildi. Bu sene de benzer bir görünüm öngörüyoruz. Bunun da dezenflasyona katkı vereceğini öngörüyoruz.”

Karahan, bu süreçte kendilerinin de üzerlerine düşen görevlerin bulunduğunun altını çizerek, “Beklentilerin kalıcı biçimde çıpalanması için sıkı para politikası duruşunu sürdürmemiz gerekiyor. Bu görünüm ve varsayımlar altında tahminlerimize ulaşmak için gereken neyse kararlılıkla yapacağız.” diye konuştu.

“Gıda kaynaklı etkilerin devamıyla şubatta manşette sınırlı bir artış görebiliriz”

TCMB Başkanı Karahan, şubat ayına ve ilk çeyreğe ilişkin enflasyon beklentilerinin sorulması üzerine, kasım ve aralık aylarında enflasyonun üst üste yüzde 1’in altında gerçekleştiğini, bunun 63 aydan sonra ilk defa yaşandığını belirterek, bu dönemde ana eğilim göstergelerinde iyileşme gördüklerini anlattı.

Eylül 2021’den bu yana aralık ayında en düşük verileri gördüklerini anımsatan Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“(Enflasyondaki artış) Ocak ayında her sene bunu yaşıyoruz. Bu sene özelinde öne çıkan biraz daha gıda kaynaklı artış. Geçen sene ocak ayında gıda enflasyonu manşetin altında gelmişti. Bunun da iki sebebi var kendi içinde. Bir tanesi ramazan etkisi. Her sene zaten daha önce çalışmalarımızda göstermiştik. Yüksek enflasyon ortamında ortaya çıkan bir durum. Ramazan ayında ve onun bir ay öncesinde artışları görüyoruz. Bu sene de bunu yaşadık ama bir diğer unsur ve ani artışları gördüğümüz diğer bir kalem de sebze kalemi. Burada da arz kaynaklı bir etki var. Sebzedeki artış genelde daha geçici oluyor. Önümüzdeki dönemde bunun bir miktar geri alınmasını, daha makul bir enflasyon olmasını bekliyoruz. Ocak ayını yukarı çeken bir diğer unsur da mevsimsel unsurlar. Yılbaşında her sene gördüğümüz fiyat güncellemeleri.”

Karahan, şubat ayında da öncü verilere göre gıda kaynaklı bir enflasyonun söz konusu olduğunu kaydederek, “Gıda kaynaklı etkilerin devamıyla şubat ayında manşette sınırlı bir artış görebiliriz. Ancak normal şartlar altında şu anki piyasa koşullarına baktığımızda ana eğilimin mart ayından itibaren kasım-aralık seviyelerine yaklaşacağını değerlendiriyoruz. Enflasyon görünümü açısından ana eğilim göstergelerini ve sıkılığın tabii ki talep ve enflasyon beklentilerinin üzerindeki etkilerini yakından izliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek”

Fatih Karahan, tahmin aralığının yukarı yönlü güncellenmesinin faiz patikasını nasıl etkileyeceğine yönelik soruya karşılık, fiyat istikrarının sağlandığı, enflasyonun fiyat istikrarına yakın seviyelerde seyrettiği durumlarda optimal para politikasının objektif bir şekilde oluştuğunu söyledi.

Karahan, “O enflasyon görünümünü aşağı yukarı çekmek için para politikası sıkılığını belirler. Ancak yüksek enflasyon ortamında bizim de bulunduğumuz gibi, aylık enflasyon gerçekleşmeleri de beklentiler ve fiyatlama davranışları nedeniyle önümüzdeki dönem enflasyon görünümünü etkilediği için para politikasının enflasyon görünümüne olduğu kadar gerçekleşmelere de tepki vermesi gerekiyor. Biz de bunu yapıyoruz.” şeklinde konuştu.

Bir süredir yüksek enflasyon ortamında oldukları için kararlarda yakın dönem enflasyon gerçekleşmelerine baktıklarını ifade eden Karahan, şunları kaydetti:

“Bununla birlikte bir süredir enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Bu nedenle de zaman içinde para politikasının enflasyon görünümüne verdiği ağırlığın artmasını bekleriz. Son dönem gerçekleşmelerine baktığımda enflasyon tarafında aslında birçok veride ama özellikle enflasyon tarafında piyasanın bazen sislerin arasında kaybolduğunu düşünüyorum. Yakın zaman gerçekleşmelerinin aynı şekilde hep devam edeceğini varsayan bir görünüm oluşabiliyor. Bulunduğumuz şu dönemde enflasyon görünümünün biraz daha netleşmesi için mart ve nisan aylarındaki veriyi görmenin önemli olduğunu düşünüyorum.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.